Fecir | Konular | Kitaplar

Malın teslim alınması, (Kabz)

Malın teslim alınması



Malın teslim alınması, (Kabz):

 

Satım akdinde, alıcının herhangi bir engelle karşılaşmaksızın, satın aldığı mal
üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması demektir. Bu işlem, satılan malın
teslim alınması ile gerçekleşir. Kabz sayılan işlemler, satılanın durumuna göre
değişir. Meselâ ev veya arsanın teslimi; alıcının içine girmesi veya arsayı
görecek şekilde yakınında durması yahut da evin kapı anahtarlarına sahip olması
ile tamam olur. Menkul mallarda ise, satılanın fiilen teslim alınması veya
alıcının tasarruf alanına sokulması ile meydana gelir. Ancak ölçü, tartı veya
sayı ile satılan şeylerin kabzı; ölçerek, tartarak veya saymak sûretiyle
tamamının teslimi ile gerçekleşir (el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyî, V/244).

Menkul malların kabzdan önce satışının câiz olmadığı konusunda görüş birliği
vardır. Delîl Hz. Peygamber'in şu hadîsidir: "Bir gıdâ maddesini satın alan
kimse, onu kabzetmedikçe (teslim almadıkça) satmasın " (Buhârî, Büyû' 54,
55, Müslim, Büyû' 29-34, 34-36, 39, 41), Hadîste zikredilen gıdâ maddesi örnek
kâbilinden olup, diğer menkul mallar da hadîs kapsamına girer. İslâm
hukukçularının çoğunluğu bu görüştedir (el-Kâsânî, Bedâyîu's-Sanâyî, V/234).
Buradaki endişe; menkul mallarda çokça karşılaşılan hasar veya bir ayıbın
sirâyeti ve bu yüzden, sonraki müşterinin aldanma tehlikesidir. Diğer bir
tehlike de ilk müşterinin malı kabzedememesi ve kendi müşterisine teslim
edememesidir. Kabzdan önce satışın yüzyılımız ekonomisinde görülen zararlarından
birisi de sun'î fiyat artışlarına neden olmasıdır. Şöyle ki: Günümüzde, arz ve
talep dengesi yüzünden, özellikle kontrollü arz sonucu üretici ile tüketici
arasına, henüz mal piyasaya sürülmeden aylar önce, pekçok şahıs veya şirket
girmektedir. Meselâ, ana toptancı, üretici firmanın belki beş-altı ayda
üretebileceği tüm malını daha üretilmeden kapatmakta; fakat henüz mal eline
geçmeden, başka toptancılara, onlar da tüketiciye kâr paylarını ekleyerek
satmaktadır. Mal son alıcıya, sanki birkaç elden geçtikten sonra ulaşmaktadır.
Fakat gerçekte, ilk toplama ile son muşteri arasında yer alan kişiler, kendi
aralarındaki işleri hep evrak üzerinde yürütmekte ve satış bedeline her biri
ayrı ayrı kâr eklemektedir. Mal, üretildiğinde son müşteriye doğrudan intikal
etmektedir .

Piyasada akıcılık gibi görünen bu işler, gerçekte fiyatların sun'î olarak
artışına, mal arzının kontrol altında tutulmasına, piyasaya kontrollü mal
sürülmesine sebep olmaktadır. Kabzdan önce satış yasağı uygulanınca; ticâret
muâmeleleri biraz ağırlık kazanacak, bunun yanında birtakım aracılar ortadan
çıkmak zorunda kalacaktır. Çünkü nakliye, depo kirası, personel istihdamı vb.
harcamalar, aracıları ve parazit şirketleri aradan çekilmeye zorlayacaktır.
Böylece, piyasada râyiç fiyatın tabiî olarak oluşması imkân dâhiline girecektir.

Sonuç olarak, satın alınan bir malın kabz ve teslim alınmadan önce satış yolu
açık bırakılırsa; bir ambarda depo edilmiş malın fiyatı, o mal daha yerinden
oynamadan elden ele, dilden dile, dolaşa dolaşa sebepsiz yere yükseltilmiş olur
(Tecrîd-i Sarîh Terc. VI/447, 450-451). Ebû Hanîfe ve Ebû Yusuf'a göre kabzdan
önce satış yasağı, arsa ve arazi satışlarını kapsamına almaz. Çünkü menkul
malların tesliminde ortaya çıkabilecek güçlük ve riskler (garar) gayr-i
menkullerde söz konusu değildir. Onun telef olma ihtimâli azdır (Alî Haydar,
Mecelle Şerhi, I/407, madde 253).