Bekkâûn
Bekkâûn
Bekkâûn:
İslâm tarihinde bekkâûn, yani
ağlayanlar denilen yedi zat vardır. Bunlar, Tebük seferi öncesinde Rasûlullah'a
gelerek gazâya katılmak istediklerini, fakat yiyecekleri ve binecek develeri
olmadığını söylediklerinde Rasûlullah onlara binecek hayvan kalmadığını
bildirmişti. Bu cevap üzerine onlar ağlayarak geri dönmüşlerdi. Bu mücâhidler
hakkında şu âyet nâzil olmuştur: "Kendilerine binek sağlaman için sana
geldiklerinde: âSizi bindirecek bir binek bulamıyorum' deyince, harcayıp infak
edecek bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş dökerek dönen
kimselere de (sorumluluk yoktur)." (9/Tevbe, 92) Bu zatların, Sâlim bin
Umeyr, Uleyye bin Zeyd, Ebû Leylâ el Mâzinî, Seleme bin Sahr, Irbad bin Sâriye,
bazı rivayette Abdullah bin Mufaddal, Ma'kıl bin Yesâr veya Amr bin Gunme
oldukları kaydedilmektedir. (Buhârî, Tecrid-i Sarih Tercümesi, 10/413).
Münâfıklar hakkında da Allah
Teâlâ şu âyeti indirmiştir: "Allah'ın rasûlüne muhâlefet etmek için (sefere
çıkmayıp) geri kalanlar, oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah
yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; âbu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De
ki: âCehennem ateşi daha sıcaktır!' Keşke anlasalardı! Artık
kazanmakta/işlemekte olduklarının karşılığı cezâ olarak çok ağlasınlar, az
gülsünler!" (9/Tevbe, 81-82) (8)
Bekkâûn:
İslâm tarihinde bekkâûn, yani
ağlayanlar denilen yedi zat vardır. Bunlar, Tebük seferi öncesinde Rasûlullah'a
gelerek gazâya katılmak istediklerini, fakat yiyecekleri ve binecek develeri
olmadığını söylediklerinde Rasûlullah onlara binecek hayvan kalmadığını
bildirmişti. Bu cevap üzerine onlar ağlayarak geri dönmüşlerdi. Bu mücâhidler
hakkında şu âyet nâzil olmuştur: "Kendilerine binek sağlaman için sana
geldiklerinde: âSizi bindirecek bir binek bulamıyorum' deyince, harcayıp infak
edecek bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş dökerek dönen
kimselere de (sorumluluk yoktur)." (9/Tevbe, 92) Bu zatların, Sâlim bin
Umeyr, Uleyye bin Zeyd, Ebû Leylâ el Mâzinî, Seleme bin Sahr, Irbad bin Sâriye,
bazı rivayette Abdullah bin Mufaddal, Ma'kıl bin Yesâr veya Amr bin Gunme
oldukları kaydedilmektedir. (Buhârî, Tecrid-i Sarih Tercümesi, 10/413).
Münâfıklar hakkında da Allah
Teâlâ şu âyeti indirmiştir: "Allah'ın rasûlüne muhâlefet etmek için (sefere
çıkmayıp) geri kalanlar, oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah
yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; âbu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De
ki: âCehennem ateşi daha sıcaktır!' Keşke anlasalardı! Artık
kazanmakta/işlemekte olduklarının karşılığı cezâ olarak çok ağlasınlar, az
gülsünler!" (9/Tevbe, 81-82) (8)
AĞLAMAK-GÖZYAŞI
- AĞLAMAK-GÖZYAŞI
- Gözyaşıyla Islanmış Düşünceler
- Ağlamak; Anlam ve Mâhiyeti
- Kur'ân-ı Kerim'de Ağlama Konusunda âyet-i Kerimeler
- Ağlama Konusunda Hadis-i Şerif Kaynakları
- Kur'ân-ı Kerim'de Ağlama ve Gözyaşı
- Allah Rasûlünün Dilinde ve Gözünde Gözyaşı
- Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
- Peygamberlerin Ağlaması
- Saâdet Asrında Gözyaşı
- Bekkâûn
- Ashâbın Allah Korkusundan Dolayı Ağlaması
- İnsanlığın Derdiyle Dertlenip Hüzünlenmenin Göstergesi Gözyaşı
- Psikoloji ve Sağlık Açısından Ağlamanın Önemi
- Gözyaşı Stres Düşmanıdır
- Gözyaşının İyileştirme Gücü
- Ağlanılacak Asıl Sebep
- Ağlamanın Zıddı; Gülme .
- Hangi Gülme Faydalıdır? .
- Ağlayın, Su Yükselsin; Belki Kurtulur Gemi